Yeni İnfaz Yasasıyla Denetimli Serbestlik Sürelerinde Değişiklik Yapılıyor

Yeni İnfaz Yasasıyla Denetimli Serbestlik Sürelerinde Değişiklik Yapılıyor

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda yapılan en kritik ve kamuoyunun en çok dikkatini çeken değişiklik Kanunun 105/A maddesinde yapılan değişikliklerdir. Bu değişikliklerin temel mantığı kamuoyunda denetimli serbestliğin sanki bir cezasızlık gibi algılanması nedeniyle denetimli serbestliğin otomatik uygulanacak bir süre olması yerine oransal bir sürede uygulanmasıdır. Değişiklikten önce denetimli serbestlik otomatik olarak 1 yıl uygulanıyordu. Koşullu salıverilmede de devreye girdiğinde 18 ay ve altındaki suçlarda hükümlünün cezası ceza evinde çektirilmiyordu. Bu durum ise halk ve hükümlü nazarında bir beraat kararı gibi algılanıyordu. Kanun koyucu bu durumun önüne geçmek için 1 yıllık süre yerine cezasının beşte dördünü çeken hükümlünün cezasının beşte birini denetimli serbestlik altında ceza evi dışında geçirmesi şeklinde düzenleme yapma yoluna gitmiştir. 

Kanunun 105/A maddesinde yapılan değişiklikle; ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebileceği ve ayrıca denetimli serbestlikte geçirilecek sürenin 3 yılı aşamayacağı da düzenlenmiştir. 

Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları halinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.

Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen hükümlüler ise denetimli serbestlik süresi beşte iki oranında uygulanacaktır. Ancak denetimli serbestlikte geçecek süre süre dört yılı geçemez.”

Ancak Kanunun 105/A maddesine eklenen 7. bendin masumiyet karinesine aykırılık içerdiği kanaatindeyiz. Madde metninde aynen: “Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı KAMU DAVASI AÇILMIŞ OLMASI HÂLİNDE, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.” denilmektedir. Yani kamu davası açılmasını yeterli görerek kişinin tekrar ceza evine konulmasına karar verilebilecektir. Ancak kişi hakkında kamu davası açılır açılmaz derhal suçlu ilan edilerek ceza evine konulmasını hiçbir modern hukuk sistemi kabul edemez. Somut veya soyut norm denetimi ile söz konusu maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceği beklentisindeyiz.

Çitil Avukatlık Ortaklığı web sitesi üzerinde yer alan makaleler ile ihitiyacınız olan bilgilere ulaşabilirsiniz. Sonrasında merak ettikleriniz için ve ihtiyaç duyduğunuz hukuki konuda uzman yardımı almak için dilediğiniz zaman web sitemizde yer alan iletişim kanallarından bizlere ulaşabilirsiniz.

Çitil Avukatlık, her zaman yanınızda

Çitil Avukatlık

Av. Ali Çitil Hakkında

Eğitim:
English, LL.B. Eastern Mediterranean University, LL.M. Istanbul University
Uzmanlık:
Gayrimenkul Hukuku, İnşaat hukuku, Kentsel Dönüşüm Hukuku , Ceza Hukuku, Marka ve Patent Hukuku, Şirketler Hukuku, Türk Vatandaşlık Hukuku, Sağlık Hukuku, İdare Hukuku ve Vergi Hukuku

Son Eklenen Makaleler