[:tr] [:AR] [:en] [:]

TESLİM EDİLMEYEN KONUT HAKKINDA NE YAPILABİLİR?

Eklenme Tarihi : 05 Mart 2019

Facebook
Twitter
YOUTUBE
INSTAGRAM

Ülkemizde birçok kişi henüz proje aşamasındaki konutu maketten ya da bilgisayar ortamında hazırlanan sanal modeller üzerinden görmekte ve malen daha uygun olacağı düşüncesiyle satın almaktadır. Ancak henüz inşaat alanında en ufak bir çalışma olmamasına rağmen birçok kişi ediminin tamamını sözleşmenin diğer tarafı olan müteahhitlere ödemektedir.

Uygulamada ise yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin neredeyse tümü “adi yazılı” şekle sahip sözleşmeler şeklinde akdedilmektedir. Halbuki Türk Borçlar Kanununun 237. maddesinde: “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.” denilmektedir. Buna göre gayrimenkul satış sözleşmesi ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin resmi yazılı şekilde yani resmi memur önünde yapılması kanuni zorunluluktur. Gayrimenkul satış sözleşmesi tapu sicil müdürlüklerinde görevli tapu memurlarınca düzenlenmektedir. Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ise Noterlik Kanunu’nun 60/3’ncü ve 89’ncu maddelerine göre noterde düzenlenmesi gerekir.

Mevzu bahis sözleşmelerin resmi şekilde yapılması şartı Kanunun emredici hükmüdür ve aksi kararlaştırılamaz. Şayet bahsi geçen sözleşmeler bu amir hükme uyulmaksızın yapılırsa hukuk düzenimiz bu sözleşmeleri korumamaktadır. Yani kanunen bu şekilde adi yazılı olarak yapılan sözleşmeler geçersiz olup bedeli ifa eden tüketiciye müteahhiti konutu teslim etmeye zorlayamaz. Bu sözleşme hukuk düzenimiz tarafından tanınmadığı için tüketici tarafından ödenen bedelin ancak iadesi talep edilebilir. Tüketici ayrıca ödediği bedelin uygulanacak en yüksek faizle iadesini de talep etme şansına sahiptir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre şayet müteahhit tarafından sözleşmede belirtilen konutun teslim ve tescili yapılırsa gayrimenkul satış sözleşmesi geçerlilik kazanacaktır. Ancak böyle bir teslim gerçekleşmezse tüketicinin elindeki tek hukuki imkan ifa ettiği edimi iade alabilmek adına alacak davası açmaktır.

Bu aşamada ise öncelikle yazılı bir ihtarname ile sözleşmenin geçersiz olduğu ve bu nedenle sözleşmeden cayıldığına dair bir ihtarname gönderilerek karşı tarafa bedelin iadesi için yeterli bir süre verilmelidir. Eğer karşı tarafça herhangi ödeme yapılmaz ise geçersiz bir sözleşme kapsamında haksız olarak ödenen bedelin iadesi için alacak davası açılmalıdır. Söz konusu dava, davalının yerleşim yeri tüketici mahkemesinde açılmalıdır.

Gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinde, inşaatın tamamlanması için genellikle 30-36 ay vade belirtilmektedir. Ancak uzunca sürelerin geçmesine rağmen inşaatın hiç başlamadığı durumlarla karşılaşmaktayız. Bu gibi durumlar ise inşaatın hiçbir zaman yapılmayacağı ya da yapılsa dahi vade tarihinden çok uzak bir tarihte bitirileceği çok erken farkedilmektedir. Şayet böyle bir hal vuku bulmuş ise tüketici sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshederek ödediği bedelin uygulanacak en yüksek faiz ile birlikte iadesini talep edebilir. Söz konusu fesih bildiriminin noter aracılığıyla yapılması ispat açısından önem arz etmektedir.

Av. Şule Alagöz ÇİTİL

Av. Şule Alagöz ÇİTİL

Kurucu Ortak

0 (212) 272 20 02 sule@citil.av.tr